Panik Bozukluk

Panik atak aniden ortaya çıkan çok şiddetli kaygı nöbetleridir. Temelinde bireyin hoş olmayan bedensel duyumlarını felaketleştirerek yorumlaması yatar. Bireyler yoğun korku anından sonra kendisini ve vücudundaki belirtileri izlemeye başlar, kendisine ve vücuduna dikkat etmeye başladıkça da yaşanan panik ataklar kısır döngü halini alır. Panik atağın olumsuz sonuçlarından kurtulmak için bireyin yaptığı kaçma ve kaçınma davranışı ise hastalığı daha çok alevlendirmektedir. Çoğu insan hayatının bir ya da birkaç döneminde panik atak yaşamıştır ve bu durum normaldir. Panik atakların belli bir dönemde sıklaşması ve yoğunluğunun artması panik bozukluk olarak adlandırılır. Panik atak tedavisi mümkün olan bir hastalıktır ve psikolojik hastalıkların nezlesi konumundadır. Doğru ve bilimsel müdahale ile kısa zamanda başarılı sonuçlar alınmaktadır.

Panik atağın belirtileri nelerdir?

  • Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkışma,
  • Kontrolünü kaybetme ya da çıldırma korkusu
  • Çarpıntı, kalbin kuvvetli  ya da hızlı vurması
  • Terleme, uyuşma ve karıncalanma
  •  Nefes darlığı ya da boğulur gibi olma,
  • Soluğun kesilmesi, Bulantı ya da karın ağrısı  
  •  Baş dönmesi, sersemlik,  düşecek ya da bayılacak gibi olma
  • Titreme ya da sarsılma 
  • Kendini ya da çevresindekileri değişmiş, tuhaf ve farklı hissetme
  • Üşüme, ürperme ya da ateş basması,
  • Ölüm korkusu

Her panik bozukluk hastasında hastalığın genel teması aynı olsa da biraz daha özele indiğimizde temanın kendi içerisinde farklılaştığı görülür. Kalp krizi geçirme korkusu, felç geçirme korkusu, kendisini ya da çevresini anormal  hissetme, kontrolünü kaybetme korkusu ya da çıldırdığını düşünerek kendisine ya da çevresindekilere zarar verme korkusu bireylerde görülebilir.

Panik bozukluğu neden oluşur?

Nasıl ki kaşımız annemize yüzümüz ise babamıza benziyorsa aynı şekilde sinir sistemimiz ve biyolojik yapımız da anne babamıza benzeyebilir. Biyolojik yapı panik bozuklukta önemli bir unsur olduğuna göre strese daha yatkın kişilerde panik bozukluğu görülme ihtimali daha fazladır.

Biyolojik yapının yanında olumsuz ve travmatik yaşam olayları, tamamen doğal ve zararsız bedensel belirtilerin bilişsel açıdan katastrofik yorumlanması bireylerde panik atağın oluşumunda ve sürdürülmesinde etkendir.

Panik ataklar sürdürülmesinde bir başka etken ise beklenti anksiyetesidir. Birey acaba yine olur mu diye düşünerek  gergin, huzursuz  ve endişeli bir şekilde her an yeni bir panik atağının geleceğini beklemeye başlar. Bu endişeli bekleyişe “beklenti anksiyetesi” adı verilir. Hastalar bir süre sonra onlara göre gerçekleşmesi muhtemel felaketlere karşı da önlem almaya başlar. Ataklara neden olabilecek etkinliklerden, yiyecek ve içeceklerden vazgeçerler. Ataktan korunmak için yanlarında ilaç ve su taşırlar, önlem alırlar.

Örneğin atak sırasında fenalaşarak bayılacağından korkan bir insan yalnız kalmamaya gayret gösterir ve yanında ilaç taşır, atak sırasında kontrolünü kaybederek çocuklarına zarar vereceğine inanan hastalar önlem olarak evdeki bütün bıçakları kilit altında tutar ve çocuklarıyla yalnız kalmamaya çalışır. Bazı hastalar acil servislerin yakın olduğu yerde oturmak ister.

Panik bozukluk tedavisi mümkün müdür?

Panik bozukluk doğru ve bilimsel müdahale ile tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Tedavide kullanılan iki ana yöntem ilaç ve psikoterapidir. Sadece ilaç tedavisi hastalık üzerinde iyileştiricidir. Ancak bu tedavinin yanında hastaya uygulanan psikoterapi ile kalıcı tedavi mümkün olmaktadır. Özellikle bilişsel davranışçı terapiler tedavide çok etkili bulunmuştur.

Terapinin içeriğinde panik atak belirtileriyle ilgili  yanlış bilgi ve inanışlarının düzeltilmesi ve korkularının üstüne gidilerek panik bozukluğun yenilmesi amaçlanır.

 Bireyin stresi yönetme becerisi, sağlıklı beslenme ve dengeli yaşam alışkanlıkları da panik bozukluğun tedavisinde önemli bir rol alır.

Uzman Klinik Psikolog Samet ÇOBAN

Diğer makale için buraya tıklayın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir